Dünyanın Canlılar İçin Hazırlanması
- Editör
- 2 gün önce
- 6 dakikada okunur
Bismillahirrahmanirrahim
A.Canlılar için Dünyanın mutlaka gerekli olması
Dünya….Kainatın var oluşunun üzerinden 10 milyar yıldan fazla zaman geçmişti. Muhtemelen bir süpernova patlaması sonucu Dünya oluştu. Dünya… Kainattaki milyarlarca gezegenden birisi… Dünya… Üzerinde canlıların yaşadığı bilinen tek gezegen…
Evrimciler ve yaratılmayı kabul etmeyen ateistler, canlıların bir önceki atalarından evrimleşerek meydana geldiğini söylerler. Ancak, kainatta her şeyin bir yaşı var. Hatta kainatın da kendi yaşı var. Ezeli değil yani… 14 milyar yıl önce kainatın oluştuğu söyleniyor. Dünya ise 4.5 milyar yıl önce… Peki bundan önce hangi canlının atası vardı? Yani her şey yoktan var olmak zorunda… Canlılarla ilgili meseleleri sonraya bırakalım… Bütün bunların olabilmesi için, öncelikle canlıların üzerinde yaşayabilecekleri bir ortam olmak zorunda. Mesela, oksijeni olmayan ayda veya plütonda ne canlı olabilir, ne de evrimleşme…
Dünya, canlıların yaşaması için en uygun gezegen… Peki bu olay basitçe geçiştirilebilecek bir mevzu mu? Canlıların yaşamaları için elverişli ortam olmak neleri gerektirir?
B.Dünyanın canlılar için uygun bir ortam olması
Canlılığın ve canlıların hayat fonksiyonlarının devamı için sayılamayacak kadar çok unsur gereklidir. Dünyanın nasıl olup da bu unsurların tümünü birden barındırdığı ise çok hayret verici bir konudur. Ateistler, milyarlarca gezegen arasından bunu muhtemel görürler ve gayet de mantıklı olduğunu söylerler. Acaba olasılık hesaplamaları ile gerçekten de böyle bir ortamın kendiliğinden oluşması mümkün müdür?
Bir kere, dünyanın ısısının ne donduracak kadar soğuk, ne de buharlaştıracak kadar sıcak olmaması, belli sınırlar içinde olması gereklidir. Dünyanın insanların yaşadığı çoğu yerinde bu durum böyledir. Bunun olabilmesi için de dünyanın güneşin yörüngesinde belli bir mesafede olması ve orada tutulması gereklidir. Dünya, bu mesafeyi biliyor ve çok fazla sapmadan bu durumunu koruyor yani! Ancak, nereden biliyor? Nasıl oluyor da bu konumunu kendi kendisine koruyor?
Dünyadaki canlıların ağırlık durumlarının kendilerine uygun olması için dünyanın dönüş hızının da çok iyi ayarlanması gerekiyor. Biraz hızlı veya daha yavaş dönmemesi gerekiyor. Dünya bu dönüş hızını kendi kendine nasıl ayarlıyor?
Canlıların solunum yapabilmeleri için dünyanın bir atmosferinin olması ve bu atmosferdeki oksijenin de belli bir oranda olması gerekiyor. Ayrıca, atmosferin oksijen dışındaki kısmının da belli oranda azot gazı ihtiva etmesi gereklidir. Dünya bu oranları nasıl ölçüp temin ediyor?
Atmosferin ayrıca başka özelliklerinin de olması gereklidir. Mesela, güneş ışınlarından yararlı olanları geçirmesi, zararlı olanları ise geçirmemesi gerekiyor. Atmosfer bu zararlı ışınları nereden biliyor?
Dünyanın muhafazası için uzaydan gelmesi muhtemel göktaşlarına karşı korunması da gereklidir.
Bu vazifeyi öncelikle ay yerine getirir. Daha sonra dünyanın etrafına döşenmiş elektriksel korunma ağı sistemi… Buna rağmen atmosfere ulaşanlar ise atmosferdeki oksijen ile yakılırlar. Dünyaya sadece külleri düşer. Bu korunma mekanizmaları oralara kendi kendisine nasıl yerleşmiş?
Bu hususta sayılamayacak kadar çok özellik mevcuttur. Ancak bizim burada odaklanmamız gereken şey, bütün bu unsurların dünyadaki canlıların (ve insanların) faydasına olacak şekilde nasıl olup da bir arada toplandığıdır.
C.Dünyanın canlılar için hazırlanması
Kainatta var olduktan sonra, dünyanın önce bir ateşküre halinde olduğu söylenir. Daha sonra zaman içinde soğuyarak şimdiki haline dönüşmüştür. Ancak, yeryüzünün bu soğumasında da geçmişte “buzul çağı” denilen dönemlerin geçtiği ifade edilir. Bunların 5 tane olduğu belirtilir. Bu dönemlerde, tarih öncesi pek çok hayvan çeşidinin yaşadığı tespit edilmiştir. Dev fil çeşidi olan mamutlar, büyük ayılar gibi dev hayvanların bu dönemde yaşadıkları ve daha sonra nesillerinin tükendiği ifade edilir.
Tarihin çeşitli dönemlerine ait dev insan iskeletlerinin de bulunduğu çeşitli kaynaklarda yer alır. Halbuki evrimciler bunlardan pek bahsetmezler. Hep Neanderhaller gibi insandan daha ilkel yapıda insan benzeri canlılardan bahsederler. Ayrıca, ancak devasa boyutta insanlara ait olabilecek boyutta pek çok kalıntı ve eşyaya da çeşitli arkeolojik çalışmalarda rastlanmıştır. Bu kalıntıların bir kısmı, Kur’anda geçen ve çok iri cüsseli oldukları ifade edilen Ad kavminin mıntıkasında bulunmuştur. [1]
Dünyanın atmosferinin oluşması da ilginçtir. Atmosferin İlk önce anaerobik canlıların yaşamasına elverişli olduğu, daha sonra ise bu canlılar vasıtası ile aerobik hale yani oksijen ihtiva eden şimdiki bir haline dönüştüğü tahmin edilmektedir.
Dünya, ısı yönünden pek çok dönem geçirdikten sonra, insanın yaşaması için en uygun ısıyı elde ettiği son halini almıştır. Bu arada, insan nesli için tehlike oluşturacak olan dev hayvan nesilleri de ortadan kalkmıştır. Ortadan kalkmış olan bu hayvanlar ve dev bitkilerin daha sonra insanların kullandıkları petrol gibi fosil yakıtlara dönüşmeleri ise dikkat çekicidir. Böylece, tarih öncesi bu varlıklar da bir şekilde insanın hizmetine verilmiş olmaktadır.
Dünyanın yaşam için hazırlanmasındaki bir diğer husus da demirin var olmasıdır. Demir elementi, bilindiği gibi canlıların oksijenden faydalanmasında ana unsur olan hemoglobin molekülünün yapı taşıdır. Ayrıca, medeniyetlerin oluşmasına öncülük eden silahların, yani kılıç ve kalkan gibi eşyaların da temel taşıdır.
Dünyanın oluşumunda ilk başta var olmayan demir elementinin öncelikle yıldız patlamaları sonucu güneş sistemine ve dünyaya, meteorlar ile yer kabuğuna, arz bünyesinden çekirdeğe doğru bir indirilme olayı sonucu dünya denklemine dahil olduğu tespit edilmiştir. [2]
Bu durum, yani demirin sonradan dünyaya indirilmesi, mucizevi bir şekilde bir ayette ifade edilir
… وَاَنْزَلْنَا الْحَديدَ فيهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ…
“… Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır …” [3]
Ayrıca, Hadid suresi 57.nci sure olup bu rakam da demirin izotoplarından birisinin atom ağırlığına denk gelir.
Dünyanın hazırlanmasındaki bir diğer unsur da sudur. Dünya gezegeninin % 75’i sudur. Canlıların vücutlarının da % 70-80’i sudan oluşur. Vücuttaki biyolojik faaliyetler için su elzemdir. Üreme faaliyetleri için de su gereklidir. İşte, dünyanın canlıların yerleşmesine hazırlanması için su (değişik mertebelerde) hayati derecede önemlidir.
… وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْء…
“…Hayatı olan her şeyi sudan yarattık...”.[4]
Nitekim Hz.Adem’in (as) vücudunun da su ihtiva eden topraktan (yani çamurdan) yaratıldığı ayetlerde ifade edilir.
Yeryüzünün iskana elverişli olması için yeryüzü katmanları (levhalar) önce birbirine doğru kayarak üst üste gelmişler, bir kısmı dağları ve diğer kısımları ise aşağı doğru dağların yeraltı uzantılarını (köklerini) oluşturmuşlardır.[5] Bu durum, adeta bir kazığın yere çakılmasını çağrıştırır.
وَالْجِبَالَ اَوْتَادًا
“Dağları da birer kazık kılmadık mı?”[6]
Ayrıca, bu yapılar yeryüzü kabuğunu oluşturur. Bütün bunların da devamlı olarak manto üzerinde hareket halinde oldukları, çok yavaş şekilde daha alttaki manto tabakası üzerinde yüzdükleri tespit edilmiştir. Hatta bu durumun çok uzun devirler önce kara parçalarının bitişik olması ve sonradan ayrılmasına teorisine dayanak olduğu, günümüzde de bu durumun devam ettiği ve kara parçalarının birbirinden yılda birkaç cm uzaklaştığı açıklanmaktadır.
… وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِۜ
“Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler…”[7]
Oluşan bu dağ yapısı kompleksinin de ayrıca “izostazi” denilen yeryüzü statiğini (dengesini) sağlamada rol aldıkları tespit edilmiştir. Bu durum da mucizevi şekilde Kur’anda belirtilir.
… وَجَعَلْنَا فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِهِمْ
“Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk…”[8]
“Yeryüzünde … sarsmasın (….. … Dünya’nın dengesi bozulmasın) …… dağlar yarattık…”[9]
Bu ayette, yeryüzünde denge unsurları yaratıldığından bahsedilir. Bunlar arasında değişik unsurlar olmakla birlikte dağların daha yoğun olan yerin altına uzanan kısımları da vardır.
İBRET
Bazı jeologlar, Kur’andaki ayetlerde dağların depremlere mani olduğunun yazıldığını söylüyorlar. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu iddia ediyorlar.
Halbuki, öncelikle Kur’anda dağların depremleri önlediği gibi bir ifade yok. Ayette deprem yani “Zilzal” kelimesi yok. Kur’anda baskı unsurlarından ve dengenin korunmasından bahsediliyor. Jeoloji ilmi, yeryüzü kabuğundaki dengenin sağlanması için dağların ağırlığının önemli olduğunu bulmuştur. Yani, dağlar depremlerin sebebi değildir. Depremlerin sonucudur. Ancak oluştuktan sonra yeryüzündeki genel dengenin sağlanmasında rol almaktadırlar. Bu denge, yerkabuğunun statiğinden (İzostazi) yerçekiminin düzenli dağılımına, tabiat olaylarının düzenlenmesinden yeryüzünün dönüş hızının belli bir seviyede olmasına kadar pek çok unsuru ihtiva eder. Bu denge bozulduğunda dünyanın dengesi de sarsılacaktır. Dağlarla ilgili ayetler, işte bu durumlara işaret eder. Bu da mucizevi şekilde bilimsel gerçeklerle uyumludur.
D.Dünyadaki her şeyin insan için olması
Yeryüzü, canlıların yaşamasına ve iskanına elverişli kılınmakla birlikte diğer canlılar da insanın hizmetine sunulmuştur.
… هُوَ الَّذي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَميعًا
“O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı…”[10]
Dünyadaki canlılardan faydalanma durumumuza baktığımızda, gerçekten de dünyadaki diğer unsurların yanı sıra diğer canlıların da bize hizmet ettiğini görürüz. İneklerin sütünü içeriz. İnekler yavrularının ihtiyacından çok daha fazla süt verirler. Arılar kilolarca bal yapar. Bu kadar balı kendilerinin tüketme imkanı yoktur. Tavukların yumurtalarını yeriz. Tavuklar, yavru çıkacak olsa da olmasa da kendisi tüketmediği halde devamlı yumurtlar. Ağaçlar dallarını meyve ile doldurur. Biz toplamasak hepsi çürüyecektir. İşte bu örnekler, bütün bu faaliyetlerin insan için olduğunu ortaya koymaktadır.
E.Dünyanın son halini insan odaklı olarak alması
Dünya, ortaya çıktığı andan itibaren belli bir amaca hizmet için devamlı olarak ve düzenli bir şekilde şekillenmiştir. Öncelikle, canlıların yaşaması için dünya uygun bir ortam haline getirilmiştir. Üzerinde yaşamaya başlayan canlılar da devir devir değişmiştir. Dünyanın canlılar yönünden en son şekillenmesi de insan unsuru odaklı ve onun hizmetinde olacak şekilde gerçekleşmiştir.
Dünyaya bir bak, ne müthiş eser
Her haliyle, Yaradanın kudretine baktırır
Üstündeki her şey sana hizmet eder
İbretle sana gerçek vazifeni haykırır
[3] Hadid.25. Elmalılı Hamdi Yazır Meali
[4] Enbiya.30 Elmalılı Hamdi Yazır Meali
[6] Nebe.7 Elmalılı Hamdi Yazır Meali
[7] Neml.88 Elmalılı Hamdi Yazır Meali
[8] Enbiya.31 Elmalılı Meali (Orijinal)
[9] Enbiya.31Abdullah-Ahmet Akgül Meali
[10] Bakara.29 Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Yorumlar