top of page

Günümüzün Saptırıcı İmamları

  • Editör
  • 30 Eki 2024
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 gün önce

Bismillahirrahmanirrahim

Allah (cc) Hak dini olan İslam'ı önce Nebiler sonra da Alimler vasıtası ile insanlara bildirmiştir. Yeryüzünde Halife yaratma durumu da (bir yönüyle) Allah (cc) adına ve O'nun hesabına, O'nun izni ve emriyle iş görecek, vazife yapacak rehber insanların yaratılmasını ifade eder.

Nebi olsun, Alim olsun "Halifelik" yani Hakka rehberlik vazifesini üstlenen insanların bu görevlerindeki temel nükte, kendi inisiyatifleri ile değil de Hak namına hareket etmeleridir. Haktan kendilerine gelen emirlere harfiyen uymaları ve kendi kararları veya telakkileri ile değil de Hakkın emirleri ile hareket etmeleridir. Kendi düşünceleri başka istikamette olsa bile Hakkın kararlarını kendi fikirlerine tercih etmeleridir.

Nuh as, İlahi mesajı inkar ederek gemiye binmeyen oğlunun dalgalar tarafından yutulması karşısında

وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْن۪ي مِنْ اَهْل۪ي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِم۪ينَ

Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi. Hud.45

Diyerek babalık hissini dile getirmişti. Bunun üzerine hemen ikaz edilir;

قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنّ۪ٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.Hud.46

Bu ikaz üzerine Nuh AS hemen hislerinden vazgeçerek şöyle der;

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi.Hud.47

İşte, Nebilerin Hak karşısındaki tutumları bu idi. Hakkın taktirine ne kadar zor da olsa rıza göstermek...

Şimdi de şeytanın tutumuna bakalım;

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ

Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.Bakara.34

Hakkın emrine isyan ve büyüklenme...Peşinden bu isyanın sebebi soruluyor;

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. A'raf.12

Hakkın emrini tanımama ve bir de üstelik kendi aklını Allah'ın emrinden üstün tutma ve özür dilemek yerine yanlışta ayak direme... İşte İblis tavrı...

Allah Teâlâ aslında İblise çok ilim nasip etmişti. Yani İblis çok alimdir. Ancak, buna rağmen ilmiyle dalalete ve küfre düşmüştü.

Alimlerden bu tavrı takınanlardan Belam-ı Baura'yı görürüz. Hz Musa (as) devrinde yaşayan, ismi azamı bilen, duası makbul ve pek çok talebesi de olan bu kişi, nefsine uyup Hz.Musa (as) aleyhine dua etmişti. Bunun üzerine tüm makamları elinden alınarak perişan bir vaziyete düşer. Onun bu perişan durumu Kur'anda şöyle belirtilir;

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِنَّهُٓ اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوٰيهُۚ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِۚ اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْۜ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ...

Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur...A'raf.146

Geçmiş kıssalar ibret alınmak içindir. Nitekim günümüzde de İblisin peşinden giderek kendi aklını ve zanlarını ayetlerin önüne geçiren alim ve hoca kılıklı kişilere, rehberlik ettiğini söyleyip insanları dalalete düşüren zavallılara çok daha sık rastlamaktayız. Bunlar her ne kadar alim gibi görünseler de esasında nitelik olarak cahildirler. Bir hadiste bunların durumu şöyle belirtilir;

"Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat alimleri öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara birtakım meseleler sorulur; onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar." (Buhârî, İlim 34; Müslim, İlim 13)

Bunlar arasından da derece olarak diğerlerinden daha şiddetli ve tehlikeli bir sınıf vardır ki bunlar da ahir zamanda gelecek olan büyük süfyandan önce gelecekleri bildirilen küçük süfyanlar (müslüman görüntülü saptırıcı önderler) durumundadırlar. Bir başka hadiste bunlara dikkat çekilir;

“Sizin için Deccal'den daha çok Deccal olmayanlardan korkarım.  - Onlar kimlerdir? diye sorulması üzerine şöyle cevap verdi: Saptırıcı İmamlardır. (Ahmet bin Hanbel)

Günümüz dünyasına şöyle bir baktığımızda kendisini açıkça peygamber (resul) ilan edenlerden tutun gizli ve sinsi bir şekilde akideyi tahrife yönelenlere kadar bunların her çeşidini görmek mümkün. Mesela bir kişi eğer "Bana Peygamber şöyle dese ona itiraz ederim" mahiyetinde söz söylese veya "Cebrail gelse onu dinlemem" dese İblisin yolunu takip ediyor demektir. "Kur'an ayetleri geçmişte kalmış günümüzde geçerli değildir" (haşa) dese veya "Kur'an ayetleri değişmelidir" (haşa) dese veya Kur'an ayetleri açıkça Hz.İsa'nın (as) asılmadığını ifade ettiği halde "Hz.İsa İncil'de belirtildiği gibi çarmıha gerilmiştir" dese veya Kur'anda "Muhammedürresulullah" ifadesi olmasına rağmen "bakın bu ayette Muhammedürresulullah geçmiyor" dese vb.... Ümmeti ve talebelerini saptırıyor, dalalete sürüklüyor demektir. Kur'an ayetleri Resulullah'a (sav) uymayı emrettiği halde sünnetin ve hadislerin dinin kaynağı olmadığını söylemek, Kur'anı inkar etmek ve ümmeti dalalete sürüklemek demektir. Günümüzde buna benzer örnekler saymakla bitmez. Her gün de yenileri türemekte veya türetilmekte. Ümmet-i Muhammed'e düşen, dinlerini çok sağlam kaynaklardan öğrenmeleri, her konuşanı dinlememeleri ve her hoca kılıklı kişinin peşinden gitmemeleridir.

Allah CC Ümmet-i Muhammed'i ve tüm insanlığı yanlış önderlerin, imamların fitnelerinden ve peşlerinden gitmekten muhafaza buyursun.

Selametle















Yorumlar


bottom of page