top of page

Kur'an Ayetleri Dağlar için Ne Diyor?

  • Editör
  • 17 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 8 Ağu

Yeryüzünün iskana elverişli olması için dağların özel bir yeri vardır. Yeryüzünün bugünkü jeolojik yapısının oluşmasında, yer kabuğunda meydana gelen hareketler ve uzun süreli jeolojik süreçler önemli rol oynamıştır. Dağlar da bu süreçlerin sonucunda meydana gelen büyük jeolojik yapılardır. Özellikle levha tektoniği kapsamında, levhaların birbirlerine yaklaşması, uzaklaşması veya birbirlerine göre hareket etmesi; dağ oluşumu, faylanma ve depremler gibi birçok jeolojik olayla ilişkilidir.

Dağların yalnızca yüzeyde görünen yükseltilerden ibaret olmadığı, bazı dağlık bölgelerin altında derinlere doğru uzanan kabuksal yapılar bulunduğu bilinmektedir. Bu durum, dağların bir kazığa benzetilmesini çağrıştıran bir görünüm ortaya koymaktadır.[1] Bu durum, adeta bir kazığın yere çakılmasını çağrıştırır.

وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاۖ

Dağları da birer kazık kılmadık mı?[2]

Ayetin kullandığı “evtâd” (أَوْتَاد) kelimesi “kazıklar” anlamına gelir. Kazığın bir kısmının yüzeyde, önemli bir kısmının ise toprağın altında bulunması, dağların yüzeyde görünen kısımlarının altında daha derin kabuksal yapıların bulunmasıyla kavramsal bir benzerlik göstermektedir. Özellikle birbirine yaklaşan levhaların oluşturduğu sıkışma kuvvetleri, uzun jeolojik dönemler içerisinde dağ oluşumuna yol açabilir. Bunun yanında aynı tektonik süreçler bazı bölgelerde depremlerin meydana gelmesine de neden olabilir

Modern jeolojiye göre yeryüzünün litosferi, levha adı verilen büyük parçalardan oluşur. Bu levhalar çok yavaş fakat sürekli hareket eder. Hareketlerin hızı genel olarak yılda birkaç santimetre mertebesindedir. Bazı bölgelerde levhalar birbirinden uzaklaşırken, bazı bölgelerde birbirlerine yaklaşır; bazı bölgelerde ise yatay yönde birbirlerinin yanından geçerler.

Hatta bu durumun çok uzun devirler önce kara parçalarının bitişik olması ve sonradan ayrılmasına örnek olduğu, günümüzde de bu durumun devam ettiği ve kara parçalarının birbirinden yılda birkaç cm uzaklaştığı açıklanmaktadır.

… وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِۜ

Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler….[3]

Dağların gerçekte tamamen hareketsiz yapılar olmadığı ve jeolojik zaman ölçeğinde yerkabuğundaki hareketlerden etkilendiği bilgisiyle ayetin ifadesi arasında dikkat çekici bir kavramsal benzerlik bulunmaktadır.

Oluşan bu dağ yapısı kompleksinin de ayrıca “izostazi” denilen yeryüzü statiğini (dengesini) sağlamada rol aldıkları tespit edilmiştir. Kur’an'da dağların yeryüzündeki istikrarla ilişkilendirildiği başka ayetler de bulunmaktadır. Bu durum da mucizevi şekilde Kur’an da belirtilir.

… وَجَعَلْنَا فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِهِمْ 

Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk[4]

Yeryüzünde onları sarsmasın (süratle dönen Dünya’nın dengesi bozulmasın) diye, sabit dağlar yarattık…

Bu ayette, yeryüzünde denge unsurları yaratıldığından bahseder. Bunlar arasında değişik unsurlar olmakla birlikte dağların daha yoğun olan yerin altına uzanan kısımları da vardır. Buradaki “revâsî” (رَوَاسِي) kelimesi sağlam, yerleşmiş ve sabit dağlar anlamında kullanılmaktadır. Ayette dağların yeryüzündeki istikrarla ilişkili bir unsur olarak yaratıldığı ifade edilmektedir.

Modern jeolojide ise dağların oluşumu ile tektonik hareketler arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Dağlık alanların yapısı, yer kabuğunun kalınlığı ve yoğunluğu ile birlikte değerlendirilmekte; bazı dağların altında derin kabuksal yapılar bulunduğu kabul edilmektedir.

İBRET

   Bir jeoloji Profesörü…Kur’andaki dağlarla ilgili ayetler hakkında şunları söylüyor. “Dağ oluşum teorisinde Kur’anda dağların depremlere mani olduğunu yazıyor. Gerçek tam tersi…”

Bu ifadeleri ile dağların oluşumu ifade edenler ile oluştuktan sonraki durumlarını ifade eden ayetleri birbirine karıştırıyor.

   Halbuki, öncelikle Kur’anda dağların depremleri önlediği gibi bir ifade yok. Ayette deprem yani “Zilzal” kelimesi yok.  Ancak bu ayetten modern anlamda “dağlar depremleri önler” şeklinde doğrudan bir jeofizik kanun çıkarmak doğru değildir. Ayette “deprem” anlamındaki zilzâl (زلزال) kelimesinin kullanılması da söz konusu değildir. Ayetin ifade ettiği husus daha genel olarak yeryüzündeki hareketlilik ve istikrar bağlamında değerlendirilmelidir.Kur’anda baskı unsurlarından ve dengenin korunmasından bahsediliyor.

Jeoloji ilmi,  yeryüzü kabuğundaki dengenin sağlanması için dağların ağırlığının önemli olduğunu bulmuştur. Modern jeolojide yeryüzünün kabuksal yapısının dengesi izostazi kavramıyla açıklanmaktadır. İzostazi, basitleştirilmiş biçimde, yerkabuğunun daha yoğun manto üzerinde kütle bakımından denge durumunu ifade eder.

Özellikle yüksek dağların bulunduğu bazı bölgelerde, yüzeydeki yüksek topografyaya karşılık yer altında daha kalın kabuksal yapıların bulunduğu görülmektedir. Bu yapı, dağların yalnızca yüzeyde yükselen kısımlardan ibaret olmadığını göstermektedir. Bu durum, “Dağları da birer kazık kılmadık mı?” ifadesiyle kavramsal bir benzerlik taşımaktadır. Kazığın toprağın içine giren kısmı gibi, dağların altında da derinlere doğru uzanan kabuksal yapılar bulunabilmektedir.

 İzostazi, yerkabuğunun kütle dağılımı ve kabuksal kalınlık farklılıklarıyla ilgili karmaşık bir jeolojik denge kavramıdır. Yani, dağlar depremlerin sebebi değildir. Depremlerin sonucudur. Ancak oluştuktan sonra yeryüzündeki genel dengenin sağlanmasında rol almaktadırlar. Bu denge; yerkabuğundaki izostatik denge, yerçekimi alanının kütle dağılımıyla ilişkisi ve yeryüzünde meydana gelen çeşitli jeolojik süreçler gibi birçok faktörün karşılıklı etkileşimini kapsamaktadır. Bu denge bozulduğunda dünyanın dengesi de sarsılacaktır.  

Dağlar, çoğunlukla yerkabuğundaki uzun süreli tektonik süreçlerin sonucunda oluşan büyük jeolojik yapılardır. Oluşumlarına yol açan tektonik süreçler bazı bölgelerde deprem faaliyetleriyle de ilişkilidir. Dağlık bölgelerin altında bulunan kabuksal yapılar ise izostatik denge bakımından önem taşır. Dolayısıyla Kur’an'daki dağların yeryüzündeki istikrarla ilişkilendirilmesi ile modern jeolojinin yerkabuğunun dengesi hakkındaki bilgileri arasında dikkate değer bir ilişki kurulabilir. Dağlarla ilgili ayetler, işte bu durumlara işaret eder. Bu da mucizevi şekilde bilimsel gerçeklerle uyumludur.  


[2] Nebe.7

[3] Neml.88

[4] Enbiya.31


Son Yazılar

Hepsini Gör
Dünyanın Canlılar İçin Hazırlanması

Bismillahirrahmanirrahim A.Canlılar için Dünyanın mutlaka gerekli olması Dünya….Kainatın var oluşunun üzerinden 10 milyar yıldan fazla zaman geçmişti. Muhtemelen bir süpernova patlaması sonucu Düny

 
 
 
Kainatın Meydana Gelişi

Bismillahirrahmanirrahim A.Yokluktan Varlığa Geçiş Bir zamanlar, hiçbir şey yoktu…. Zaman dediğime bakmayın. Zaman bile yoktu o demler… Allah’tan (cc) başka… Sadece yokluk… Koyu bir yokluk… Bir dem

 
 
 

Yorumlar


bottom of page